Ankara Belediye Başkanı`nın Çin`den granit getireceğini duyunca, yaptığı basın toplantısıyla bunu engelleyen ve yerli taş kullanılmasını sağlayan Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Erdinç, Türk mermerinin kullanım alanını artırmak için bıkmadan usanmadan çalışıyor.
Mermer ve doğaltaş sektörünün seyyahı, Ege`nin `Robinson Courise`u, sektörün sorunlara karşı gür sesi, Melih Gökçek`i pes ettiren adam, 21 yıl önce Atlantik Okyanusu`nu tekneyle geçen cesur Türk; Arslan Osman Erdinç.
Ege Maden İhracatçı Birlikleri Başkanlığı`nın ilkini şansıyla, ikincisini ise başarılı çalışmaları ve hümanist kimliğiyle kazanan Erdinç, mermer ve doğaltaş sektörünün hak ettiği noktaya ulaşabilmesi için var gücüyle çalışıyor. Hatta kendi şirketinden çok sektör adına çalışıyor denilebilir. Erdinç`in mermer sektöründeki öyküsü 1981 yılında Amerika`da kurduğu Marbella şirketi ile başlıyor, bugüne uzanıyor. İşte, Erdinç`in başarı öyküsü ve sektörle ilgili sorunlara verdiği cevaplar.
Sektöre nasıl girdiniz?
ERDİNÇ: Ticarete ilk kez Amerika`da Türk halılarını satarak başladım. Daha sonra inşaat sektörüne girdim. Mermerin inşaatlarda fayans olarak yoğun şekilde kullanıldığını ve Türkiye`de mermer rezervinin bol olduğunu öğrenince 1981 yılında Marbella firmasını kurarak, Şayakçı firmasından aldığım mermeri Amerika`ya satmaya başladım. Los Angeles`ta bir firma benden yüklü miktarda mermer ve doğaltaş istedi. Türkiye`de bu talebe yanıt verebilecek bir-iki firma bulunuyordu. Onlardan bu siparişi temin edemeyince sektörü bıraktım. 1997`ye kadar.
Peki sektöre ikinci girişiniz nasıl oldu?
ERDİNÇ: Türkiye`nin mermer rezervi olduğu halde Amerika`da, İtalya`dan gelen büyük büyük fayansların kullanıldığını gözlemledim. Türkiye, dünya mermer rezervinin yüzde 40`ına sahipse neden Amerika`ya Türk mermeri girmesin diye düşündüm. Tekrar, Amerika`ya mermer götürmek istedim. Fakat, mermer işleyen bir-iki firma bana mermer vermedi. Ben de babamın Salihli`deki zeytin sıkma tesislerini mermer atölyesine çevirdim. Konya`dan getirdiğim silim makinesi ile İstanbul`dan aldığım ebatlama makinesi ile imalata başladım. Bir haftada 1 konteynırlık mal üretir hale gelerek, ikinci kez mermer sektörüne girdim. O yıllarda Amerika pazarının geniş olması ve kaliteli mal nedeniyle pazarda tutulduk. Neden doğrudan o pazarlarda satışlarımız olmasın diyerek Toronto, San Francisco gibi yerlerde depolar açtık.
40 ülkeye ihracat
Şu anda `Ornamar` olarak neler yapıyorsunuz?
ERDİNÇ: Ornamar Stone olarak 200 metrekarelik alanda, aylık 4 konteynır ile başladığımız üretim 120 konteynıra kadar çıktı. Önümüzdeki iki buçuk senenin siparişinin dolduğu dünyanın en güzel bej ocağına sahip bir firmayız. Burdur`daki bej ocağımızın yanı sıra Denizli`deki ocağımızda çıkan travertenin üretimine devam ediyoruz. Yeni taş olarak da `Sarı Dolamit` taşımız var. Bugüne kadar 40`ın üzerinde ülkeye ihracat yaptık. Şu anda 10 ülkeyle ihracat bağlantımız devam ediyor. İhracat ağırlıklı üretim yaptığımız için, iç piyasada prestij projelere özel ölçülerde üretim yapıyoruz. Yurtdışında da büyük projelere imza attık. Örneğin; Michael Dell`in 89 milyon dolarlık evinin taşlarını, Marry Carey`in 16 milyon dolarlık evinin taşlarını biz verdik.
Türk mermer ve doğal taşının iç piyasada özellikle kamu yapılarında kullanılması konusunda girişimleriniz bulunuyor. Özellikle Çin granitinin ithal edilmesinde adeta fren görevi üstlendiniz. Melih Gökçek`le mücadelenizi anlatır mısınız?
ERDİNÇ: Türkiye dünyanın en zengin doğaltaş zenginiyken ve bugün İtalya, İspanya gibi ülkeler kendi mermerleriyle caddelerini, sokaklarını döşerken, Türkiye`nin de kendi taşlarını kullanması gerektiğini düşünüyorum. Melih Gökçek, büyük miktarda Çin`den granit getirtecekti. Bunu yaptığım basın toplantılarıyla engelledim. Böylelikle Çin graniti yerine yerli taş kullanıldı. Benim sorunum Melih Gökçek veya diğer belediye başkanları değil. Benim sorunum Türk mermerlerinin yerine Çin granitinin kamu kurumlarında kullanılma anlayışı. Dövizimizi yurtdışına kaçırıp, yabancılara istihdam ortamı sağlamak yerine, yüzde 100 yerli girdi kullanarak katma değer yaratan, istihdam ortamı sağlayan mermer sektörüne destek vermek gerekiyor. Destek de Türk mermerinin kamu kuruluşlarında kullanarak sağlanabilir.
`Sektör doğaltaşın altında ezilmesin`
ABD`de patlak veren mortgage krizi, bu pazara mermer ve doğaltaş ihraç eden firmaları etkiledi. Sektör tam bir çıkmazda. Sizin kurtuluş önerileriniz nelerdir?
ERDİNÇ: Mermer ve doğaltaş sektöründe 2004 Haziran`ına kadar her şey çok güzel gidiyordu. İşler sonradan bozuldu. Mermer sektörünü o yıllardan bu yana risklere girmemek ve sağlam müşteriler bulmak konusunda ikaz ettim. Mermer ve doğaltaş ihracatçılarının bir-iki pazara bağlı kalma lüksü artık ortadan kalktı. Farklı pazarlara yönelerek riskleri dağıtmaları gerekiyor. Körfez ülkeleri, Asya ve Pasifik ülkeleri yeni pazarlar bu pazarların iyi değerlendirilmesi gerekiyor.
Sektörün dar boğazdan kurtulup nefes alabilmesi için tüm yetkililer üzerlerine düşen görevi yerine getiriyor mu? Yoksak sektör sorunlarıyla yalnız mı bırakılıyor?
ERDİNÇ: Yüksek girdi maliyetleri, düşük kur ve daralan pazarlar nedeniyle sektör tam bir darboğazda. Sektörün durumunu gerek basın toplantılarıyla, gerekse bakanlara anlattık. Mermer ve doğaltaş sektörü diğer sektörlere oranla 10 kat fazla istihdam sağlayan, yüzde yüz yerli girdi kullanılan, yan sektörleri hareketlendiren bir sektör. Ayrıca Türkiye, dünyanın en zengin mermer ve doğaltaş rezervine sahip bir ülke. Bedeni taşın altında ezilen sektör yalnız bırakılırsa sadece işadamları değil, yan sektörler de kaybolur, 400 bin kişi evine ekmek götüremez. Sektöre yerli desteğin ve teşviğin verilmesi konusunda Ege Maden İhracatçı Birlikleri Yönetim Kurulu Üyeleri olarak tüm gayretlerimizi gösteriyoruz.
Maceracı bir ruh
Atlantik Okyanusu`nu yalnız başınıza nasıl geçtiniz?
ERDİNÇ: 9 yaşlarındaydım. Robinson Courise romanlarından çok etkilenmiştim. Babamın 4 adet boş mazot varilini Gediz Nehri`ne götürdüm. Bunları birbirine bağladım. Üstüne kalasları koydum. Bir tane de çubuk dikip üzerine de Türk Bayrağı`nı astım. Gediz Nehri`nden Amerika`ya doğru yola çıktım. Durumu gören köylüler babama haber vermiş. 3-4 kilometre sonra babam ciple önümü geçti ve beni kıskıvrak yakaladı. Babamdan yaşamımdaki ilk ve son tokadı o zaman yemiştim. Ama bu macera ruhu beni bırakmadı ve yıllar sonra Amerika yolculuğunu tamamladım. 1985 yılında Fransa`dan aldığım 12 metrelik çift direkli bir yatla Monte Carlo Limanı`ndan 9 Mart`ta yola çıktım. Atlantik Okyanusu`nu 57 günde geçtikten sonra 6 Mayıs`ta Miami Sahilleri`ne ulaştım. Bu seyahatimle Atlantik Okyanusu`nu 12 metrelik bir tekneyle tek başına geçen ilk Türk olma onurunu yaşıyorum.
Arslan Erdinç kimdir?
1949 yılında Salihli`de doğdu. İlk-orta öğrenimini Salihli`de okudu. İzmir Atatürk Lisesi`nden mezun olduktan sonra İktisadi Ticari Bilimler Fakültesi`ni 1972 yılında tamamladı. 1973-74 yıllarında Almanya KİEL Üniversitesinde Dünya Ekonomi kürsüsünde asistan olarak görev yaptı. 1974-75 tarihlerinde Ankara-Polatlı`da askerliğini yaptıktan sonra İsviçre`de Excelisior oteller zincirinde çalıştı. Daha sonra Amerika Birleşik Devletleri`ne giderek serbest ticarete başladı. Almanca, İngilizce, Fransızca, İspanyolca, Arnavutça ve az da olsa Rusça bilen Arslan Erdinç, evli ve Defne-Yasemin isimlerinde ikiz kız babası.

ilanlarim